Aile, toplumun en küçük ama en güçlü yapı taşıdır. Sağlam aileler olmadan sağlam bir toplumdan söz etmek mümkün değildir.
Ailenin huzuru ise maddiyatla, gösterişle ya da popüler kültürle değil; edep, haya, sadakat ve namus gibi değerlerle ayakta durur. Bu değerler sarsıldığında, yalnızca bireyler değil, nesiller zarar görür.
Ne yazık ki bugün televizyon ekranlarına baktığımızda bu temel değerlerle taban tabana zıt bir tabloyla karşılaşıyoruz. Özellikle gündüz kuşağı programlarında evden kaçanlar, eşini aldatanlar, aile mahremiyetini milyonların önünde pazarlayanlar adeta sıradanlaştırılıyor.
Daha da vahimi, çocukların babasının kim olduğunun tartışıldığı, utanma duygusunun yok sayıldığı bu içerikler “reyting” uğruna normalmiş gibi sunuluyor.
İnsan bu programları izlediğinde yalnızca rahatsız olmuyor; zihni yoruluyor, ruhu daralıyor. Sürekli ahlaksızlık, entrika ve kaos izlemek insanın şuurunu bozuyor, toplumsal stresi artırıyor.
Dizilere bakıyorsunuz, ihanet neredeyse bir başarı hikâyesi gibi anlatılıyor. Aldatan alkışlanıyor, sadık kalan ise “sıkıcı” ilan ediliyor.
Bu, toplumun değer yargılarına açık bir saldırıdır.
İdarenin ve denetim mekanizmalarının en çok eleştirilmesi gereken yönü de tam olarak burasıdır.
Aileyi korumakla yükümlü olanlar, aile yapısını zedeleyen yayınlara sessiz kalmaktadır. Oysa medya sadece eğlendirmez; aynı zamanda eğitir, yönlendirir ve şekillendirir.
Bugün ekranda normalleştirilen her yanlış, yarın sokakta karşımıza gerçek bir problem olarak çıkmaktadır.
Aileyi ayakta tutan şey namustur; sadakattir, sorumluluktur. Bunlar eski ya da çağ dışı değerler değil, aksine insanı insan yapan temel erdemlerdir.
Bu erdemleri küçümseyen, alaya alan her yayın, toplumun geleceğine vurulmuş bir darbedir.
Artık şu soruyu yüksek sesle sormak zorundayız:
Reyting uğruna neyi feda ediyoruz?
Eğlence adı altında hangi değerlerden vazgeçiyoruz?
Ahlakın, edebin ve aile mahremiyetinin bu kadar kolay harcanmasına daha ne kadar sessiz kalacağız?
Unutulmamalıdır ki, ailesi çöken bir toplumun ayakta kalması mümkün değildir.
Ailenin mutluluğunun temeli namustur; bu temeli dinamitleyen her söz, her yayın ve her ihmal, hepimizin ortak geleceğini tehdit etmektedir.

