Hijyen ve halk sağlığı, sadece bireysel temizliğin değil; toplumun ortak yaşam alanlarında alınan önlemlerin de bir sonucudur. Özellikle otel, lokanta, kahvehane, cafe, market, bakkal ve manav gibi günlük hayatın vazgeçilmez duraklarında “ilaçlama” konusu hayati bir önem taşımaktadır. Ancak bugün gelinen noktada bu hizmeti veren firmaların çoğunun yeterince denetlenmediği, kontrol mekanizmalarının zayıfladığı ve kullanılan kimyasalların insan sağlığını tehdit edebilecek boyutlara ulaştığı sıkça dile getirilen bir gerçektir.
Ülke genelinde yüzlerce ilaçlama firması faaliyet gösteriyor. Ne yazık ki bunların bir kısmı yetkisiz kişiler tarafından, ruhsatsız kimyasallarla hatta bazen tamamen merdiven altı yöntemlerle hizmet veriyor. Oysa bu alan, sıradan bir temizlik faaliyeti değil; insan sağlığını doğrudan etkileyen, profesyonellik ve resmi gözetim gerektiren bir iştir.
Yanlış yapılan bir ilaçlama;
Gıda maddelerine temas eden kimyasallar nedeniyle zehirlenmelere,
Solunum yolu hastalıklarına,
Astım ve alerji riskinin artmasına,
Çocuklar ve yaşlılar üzerinde kalıcı hasarlara,
İşletmelerde ciddi itibar ve maddi kayıplara neden olabiliyor.
Kısacası, bir firma daha ucuz diye yapılan kontrolsüz ilaçlama, aslında çok daha pahalıya mal olabilecek sonuçlar doğuruyor.
İşyerlerinin ilaçlamaya başlamadan en az bir hafta önce sağlık kuruluşlarına veya İl/İlçe Tarım Müdürlüklerine müracaat ederek “olur yazısı” alması, hem firmaları disipline edecek hem de halk sağlığı açısından büyük bir güvenlik sağlayacaktır.
Bu uygulama neden gerekli?
Müracaat aşamasında, ilaçlamayı yapacak firmanın ruhsatı, sertifikaları ve kullandığı ürünlerin Sağlık Bakanlığı ya da Tarım Bakanlığı onaylı olup olmadığı kontrol edilir.
Gıda işletmeleri ile konaklama tesislerinde kullanılacak ilaçlar farklıdır. Denetim mekanizması, yanlış kimyasal kullanımının önüne geçer.
Hangi alanın ne kadar süre kapalı kalacağı, personelin nelere dikkat edeceği, havalandırma ve temizlik süreçleri gibi kritik bilgiler resmiyet kazanır.
Daha sonra doğabilecek bir sağlık sorununda, hangi gün hangi firma tarafından ne uygulandığı sistemden takip edilebilir.
Bazı işletmeler hijyene önem verirken, bazıları maliyetten kaçmak adına sağlığı hiçe sayabiliyor. Bu model, tüm işletmelerin tek standartta buluşmasını sağlar.
Bu işin sadece denetimle değil, aynı zamanda sektörden gelecek öz disiplinle de büyümesi gerekiyor.
Personelin mesleki eğitim alması,
Düzenli denetlenmesi,
Kayıt dışı firma ve yöntemlerden uzak durulması,
Kullanılan her ürünün barkodlu şekilde sisteme kaydedilmesi,
Müşteriye yapılan işlemlerle ilgili detaylı bilgilendirilmiş bir rapor verilmesi
artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi.
Bugün bir markette, bir kahvehanede, bir otelde veya bir lokantada karşılaştığımız hijyen eksikliği sadece o işletmeyi değil; günlük hayatın içinde olan tüm vatandaşları etkiliyor. Çocuklarımızın okul kantinlerinden alışveriş yaptığı bakkallara kadar her yerde bu güvenlik ağını oluşturmak zorundayız.
İlaçlama firmalarının sıkı denetim altına alınması, işletmelerin bir hafta önceden resmi makamlara başvurarak izin alması ve bu işlemin gözetim altında yapılması; hem insan sağlığına verilen değeri artıracak hem de sektörün disipline edilmesini sağlayacaktır.
Sağlık, ihmale gelmez. Bugün alınmayan küçük bir önlem, yarın büyük bir tehlike olarak geri dönebilir. Bu nedenle ilaçlama işinin artık tamamen kayıt altında, kontrollü ve uzman eller tarafından yapılması bir tercih değil; zorunluluktur.
İşletmelerin de, vatandaşın da, denetim makamlarının da aynı ciddiyetle konuya yaklaşması; daha sağlıklı, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir toplum için şarttır.